orhan 的个人资料space; sadece space照片日志列表更多 工具 帮助

space; sadece space

bazer orhan

职业
地点
兴趣
ne arıyorsun burada??
尚未添加列表。
第 1 张,共 15 张
4月16日

sadece istiyorum

sadece birini istiyorum;
sadece seni istiyorum;
sadece paylaşmak istiyorum;
sadece yüreğimi istiyorum;
sadece seninle istiyorum;
biliyorum;
sadece çok şey istiyorum!!
 

UMUT VE YENİ YIL

Kaç  defa hayal kurduk? Bunların kaçı gerçekleşti kaçı gerçekleşmedi ya da

gerçekleşenlerin kaçının değerini tam olarak bildik? Acaba hayal kurmak çok mu pahalıydı

olamayacak kadar yoksa çok mu ucuzdu istenildiğinde kurulacak kadar?

            Ara sıra, düşünce okunabilir mi diye düşünürüm. Buna cevap olarak; Marlo Morgan Bir Çift Yürek kitabında aborjinlerin 30 km uzaklıktaki insanla zihinsel telepati yoluyla haberleştiklerini söylüyordu. Yani enerjimizin sadece ufak bir kısmını doğru dalgalar halinde dışarı versek 30 km uzaklıktaki insanla iletişim kurabilirmişiz. Böylesine büyük bir enerjiye sahibiz aslında.

Uzmanlar her zaman olumlu olun çünkü içinizde hapsolmuş çok büyük bir enerji var; olumlu olmak bu enerjinin kullanımına olanak sağlar diyorlar. İçine kapanmak deyimi de buradan geliyor olsa gerek.

Sanırım insanın içindeki bu enerjiyi hapisten kurtarabilmek için özel günler tasarlamış insanlar ya da günleri özelleştirmişler. Önce; zamanı hayatlara, hayatları yıllara, yılları aylara, ayları da günlere bölmüşler ancak içteki enerjinin tembel avukatı buna, yetmez diyerek karşı çıkmış. Bu sefer insanlar bazı günlere doğum günü, yılbaşı, sevgililer günü gibi bazı rumuzlar vermişler. İşte bu günlerde enerji ortaya çıkmak için bahane arar olmuş. Çünkü insanlar bu günler sayesinde yılda bir iki kez kendileri olup kendilerini düşünmüşler ve tek yaptıkları daha iyiye gitmek için hayal kurmak yani umut etmek oluyormuş.

Mesela dünyada kaç kişi günlük hayatında 100000000 da 1 ihtimalle zengin olabileceğini düşünürek bir başkasına yirmi lira verir? Ya da başka bir deyişle yüz milyon kişiden kaç tanesine yirmi lira versek bize 20 milyon verir?

İşte umut insana bu bileti aldıran. Yüz milyonda bir olsa bile bu umut bizleri memnun etmeyi başarıyor. İşte bu umut bizlerin içinde ki enerjiyi hapsetmemizi engelliyor.

Gerek medya gerekse eş dost bu umudu bize özel günlerde veriyor dolayısıyla bu umut kolay kolay ele geçmiyor ve bu enerji kolay kolay yüzünü göstermiyor.

Umarım yeni yıl; sizlere istediklerinizi getirir, sizlerin istemediklerini de düzeltir.

 

 

 

Ufak bir tavsiye daha yeni yılda şu cümleyi her gün tekrarlayın içinizdeki gücün farkına varacaksınız;

 

Neyin mümkün olmayacağını söylemek zordur, çünkü dünün hayali;bugünün ümidi ve yarının gerçeğidir!!!                                         ROBER H. GODDARD

 

                                                                                             

                                                                                              S.O.B.

AÇIZ

Hiç doyamıyoruz; her zaman açız, her zaman herşeye muhtacız, gereksin ya da gerekmesin hep daha fazlasını istiyoruz. Bize “hiç” yetmiyor “daha” ise sadece ihtiyacımızın ufak bir bölümünü karşılıyor.

Aslında çok zenginiz, her şeyimiz var ama bu da bize yetmiyor. Her şey nedir ki, herkes her şeye sahip olabilir; bize daha fazlası gerekiyor hep, her şeyden daha fazlası. Ne kadar zengin olsak aslında o kadar fakir kalıyoruz. Sezen’ in dediği gibi ne kadar az yol almışım, ne kadar çok yolun başındaymışım diyoruz bizde yolun geçtiğimiz her noktasında.

Hep bir umut var içimizde; asla gem vuramadığımız, asla terk edemediğimiz, asla vazgeçemediğimiz bir umut; her şeye umut. Hayattan her şeyi umuyoruz, iyiyi, kötüyü, güzeli, çirkini, her şeyi; gerekli gereksiz her şeyi. “Neden”le başlıyor sorularımız “yok” la bitiyor. Neden bende de yok diyoruz, her an bir karşılaştırmaya tutuyoruz kendimizi bütün kıskançlığımızla. Yaşıyoruz çok şükür diyemiyoruz hiç yalanı duysak doğruyu istiyoruz hep, doğruyu duyunca da  yalanı biz uyduruyoruz tüm inancımızla. Yalanı hayatla çarparak umudu elde ediyoruz tüm işlemlerimizde,ufak da olsa yalan yaşıyoruz tüm doyamayışımızla. Asla yetmiyoruz yetemiyoruz kendimize, aşk yetse iş yetmiyor, iş yetse para yetmiyor, para yetse aşk yetmiyor vs… hatta günümüzde durumu o kadar abarttık ki ne yirmi dört saat yetiyor, ne de bir ömür bize.

Kelimeler bakımından çok zenginiz. Çok zengin, çeşitli bir dilimiz vardı. Aslında kendine yetiyor ve artıyordu bile ama sadece kendine. Bize asla yetmedi. Hep yeni diller aradık karma dildik yine yetmedi daha da karıştırıldık; o kadar karıştırıldık ki ne dilimizi bulduk sonra ne kendimizi. Güzel sözcüklerimizi sevmedik, başka kelimelere göz koyduk ya da yenilerini uydurduk; uydurdukça sevdik, sevdikçe uydurduk. Hep başka dillerde gözümüz oldu. Ne kadar dilimizi sevsek de kaçamadık; ihanet ettik dilimize, aldattık başka dillerle.

            Hiçbir şeye doyamadık, doyamıyoruz, doyamayacağız. Tarihte de böyle değil miydi? Bundan dolayı göç etmemiş miydik? Bundan dolayı üç kıta yetmemiş miydi? Öylesine dışarı baktık ki hep, elimizdekileri göremedik, ne madenlerimizi koruduk ne topraklarımızı sonuna kadar. Hep “aaa kuş varmış!”geyiğiyle aldatıldık; başımızı yukarı kaldırdığımızda daha boğazımızda ki düğümlerin bile çözülmediğini; başımızı indirince anladık; ya da öyle sanıyoruz.

            Sanırım bu toprakla ilgili bir durum; hep açtı bu toprak, kana açtı, şehide açtı ama yetmedi hala aç bu toprak, doymayacak bilirim. Anlıyorum ki şimdi gözünü toprak doyursun sözünün yetersizliğini. Toprak bile doymadıkça gözümüz hep aç kalacak.

            Vücudu yaşatan ruhtur, büyük bir ruhta her şey büyüktür demiş Pascal. Anlıyorum ki ruhum bile hala bana yetmiyor, bunca isteklerimi hissedince.

 

                                                                                                          s.o.b.

BAŞIMIZ SAĞOLSUN

 

Eskiden anlatırlardı kışların ne kadar çetin geçtiğini. Ankara da yirmi yıl öncesinde görülen eksi kırk derecelik soğuklardan bahsederlerdi. 60 yıl öncesinde soba etrafına insanların ısınmak maksatlı oturup (bu duruma bazı yörelerde iskembi denir) ailecek yaptıkları sımsıcacık sohbetleri  anlatırlardı.

            Yazlar da çok sıcak oluyormuş o zamanlar; hatta çocuklar (yokluktan mı sıcaktan mı bilinmez) elinde dondurma olan bir arkadaşlarını görünce ‘Laa…nn gadanı alıyım bir kere yalıyım ‘ derlermiş bir külah dondurma için.

            İlkbaharı hep aşk mevsimi olarak anlattılar bize. İlkbahar ne kadar aşksa, sonbahar da o kadar ayrılıkmış eskiden. Yani yazları aşkı yaşamaya; kışları da o bitmez dedikleri aşkı unutmaya harcıyorlarmış.

            İki hafta önce Ankara eksi on sekiz dereceyi gördü. Dışarıda kalanlara ne kadar üzüldüysem de, bunca yıldan sonra bu soğuğu Ankara da görmek beni sevindirmişti. Çünkü mevsim değerleri yaklaşık yirmi beş sene öncesine dönmüştü.

            Bu yaz da çok sıcak geçmiş, adeta yaz yazlığını hissettirmişti. Hiçbir şey yapmasan bile ter sayesinde su kaybetmeyi sende tadabiliyordun.

            Sonra farkettim ki baharlar bu sıcak yaz ile bu soğuk kış arasında tuz-buz oluvermişler, ne ilki kalmış; ne sonu. Meğersem artık eskisi gibi her mevsime 3 ay düşmüyormuş;yaz altı ay, kış altı ay olmuş ülkemizde.

            Bahar kalmayınca aşk da başlayamadı; aşkın, sevginin oluşturduğu hoşgörü, barış ortamı da kalmadı artık. Tüm güzelliklere, renklere kısacası doğaya baharla kavuşuyorduk, bahar gitti her şey yapay oldu. Aldığımız besinden kokladığımız çiçeğe kadar her şey yapay, hani dedim ya aşklar başlamıyor; başlamasına başlıyor aslında ama o da yapay oldu.

            İki mevsim gitti ömrümüzden; hani çok eskilerde kırk yıl yaşayınca uzun yaşamış sayılıyormuş ya insanlar, şimdi ise ömürler neredeyse iki katına seksen yıla çıktı. Ama onlar kırk yılı dört mevsimle yaşıyorlardı, bizim gibi seksen yılı iki mevsimle değil. Her ne kadar metematiksel olarak kaybettiğimiz bir şey yok gibi görünse de; aslında yaşamı, kültürü kaybediyoruz en hızlı şekilde.

            Baharımızı kaybettik, başımız sağolsun…

                                                                                                          S.O.B

 

订阅源

所有者还没有为此模块指定订阅源。
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。